Oruç Nedir ve Yararları Nelerdir?

Oruç Nedir ve Yararları Nelerdir?

 

Herkesin takdirindedir ki, İnsan için mühim bir ÖVÜNME meselesi vardır. Bu da, hâkimiyet ifadesi olan yetkiyi sahiplenmektir. İnsan kendine hâkim olduğu sürece de o hâkimiyetiyle iftihar eder ve bundan mutluluk duyar. Özelikle;

  • Cinsi konularda
  • Asabına hâkim olmak
  • Alış-verişte doğruluk

İşte bu değerli ve önemli üç konuda kendine hâkim olan insan Mahluki olumlarının üstüne çıkabilirse bununla iftihar eder ve her daim mutluluk yaşar. Ciddiyetle de tatmin olur.

Hal böyle iken; insanın gerçek insanlığını yaşamak ve yaşatması için de büyük ölçüde maneviyat  lazımdır. Bu da, manevi besin alması ve aklın kudret kazanmasıyla olur.

İşte tüm bu maneviyat olumlarının gelişmesi için de Allah’ın kullarına Orucu emir niteliğinde ancak hem kuvvet hem de hâkimiyet tahsisi için ikram etmiştir.

Lakin bu emirler bilinçli bir şekilde uygulanırsa bunun faziletleri görülür ve yaşanır. Aksi halde insan için oruç eziyet ve sıkıntı verir hale gelir.

Kısaca özetlemek gerekirse; Oruç:

  • Biz insanlara Allah’ın emri olmakla beraber Allah’ın en büyük ikramı, en büyük lütfu ihsanıdır.

O zaman böyle bir ikramın nimetlerini de belirlemek ve inanmak gerekir. Kısaca saymak gerekirse;

  • Zihin sporu
  • Kalp sporu
  • Maneviyat sporu
  • Manevi besin
  • Sahiplik talimi
  • İman gerçekleşmesi
  • Akli melekelerin besini
  • Ahlak ve meziyet giyiminin icabı
  • Kardeşlik bağlarının sıkılaşması
  • Aile düzenlemesinin tazelenmesi
  • Muhabbetleşmenin icabı ve ciddiyeti
  • İnsan âleminin ihlas sporu
  • İntizamın kurumları
  • Sıhhatı afiyetin temelleşmesi
  • Hâkimiyet takınmanın yarışı
  • Dargınlık, küskünlüklerin iflası
  • Sıkıntıların tükenip ferahlıkların hayat bulması
  • Vs vs..

İşte Orucun nice nimetlerini kısaca böyle ifade edebiliriz. Lakin önceden de belirttiğimiz üzere Oruç ancak ciddiyetle idrak edilir ve uygulanırsa bu nimetlerden yararlanılabilir. Aksi halde tam tersi zuhur edecektir. Çünkü Oruç bir adet, gelenek değil İnsana sahipliğini getiren bir meziyettir. İnsanı insanlığına yücelten koca bir âlemdir.

En kaba tabir ile ifade etmek istenilirse Oruç;

‘İnsanı hayvandan farklı kılan yani insanı hayvandan ayıran en büyük fazilettir.’

Çünkü; İnsan yiyip içmek isterse fırsat bulur yer içer. Ama oruçlu iken niyet etmesi ile kararlı ve ciddiyetli olur ve fırsat bulduğu halde hayvan gibi yiyip içmez. Kararında sabit olur dik durur. Hayvan ise; karar vermeyi bilmez ve her fırsat bulunca yer içer.

Orucun Maksatı

Oruçtan maksat; irade hâkimiyetidir. Hâkimiyet; insanı tatmin eden öz hususiyetlerden ön gelenidir. Yani İnsanın hayvan gibi olmayıp, mahluksal isteklerine hâkim olması. Bir diğeri ise insanlar arasında irade hâkimiyetiyle itibar ve itimat sağlamasıdır. Çünkü oruç tutmasını bilen ve eksiksiz ciddiyetle devam ettiren bir insana itimat edilir. Kendisini frenleyebilmesi ve diğerleri için zor olanı başarabilmesi ile değer kazanır. Yani kendisine DUR diyebilenlerden olur.

İtimat dediğimiz olum ise; insanın mahluksal arzularına yenilmeyen ve her daim kararlı olanlara itimat edilir. İradesine hâkim olana, manevi duyumuna kıymet verene itimat edilmeyip de tam tersini yapana mı acaba itimat edilir sorusunu herkesin kendisine sorması elzemdir.

İtibar ise; itibar kazanmanın verdiği sevinç her şeyden daha çok kıvançlıdır. Öyleyse ön plana alınacak şey; mahluksal isteklere hâkim olmaktır. Bunun talimi ise ancak ve ancak oruçla tahsis edilir.

Dikkat edilirse insan; iradesine birkaç şey üzerinde hâkim olup birçok şey de de esirliğine devam ediyorsa o tam değil yarım olmuş olur. Olduğu kadar olur. Oruç; irade hâkimiyetine hem talim hem de kuvvet alma özelliğidir.

Her oruç tutan kişi, iftar zamanı mutlaka mutludur. O, hâkimiyetinin tatmini içerisinde görevini yapma huzur içinde heyecanlıdır. Ve her yudumda bu hazzı duyar, yaşar.

Sonuç olarak her şey insana hizmet etmekte iken, insan da kendisinin yüceliğine hizmet etmesi mecburi icaptır.

Ehemmiyetle şunu net olarak belirtebiliriz ki; İnsan âlemi dünya yüzünde teşekkül edişinden beridir ki, hakimiyet takınmasını talim etmek ve bu hususa kuvvet için oruç emredilmiştir. Bu da, din denilen insanca yaşama kanunu kurallarında vardır. Tek kelime ile; İslam dininin Adem (as)’dan  Muhammed (as)’a kadar her devresinde oruç tutulmuştur.

Orucu şerifi, aç kalmak şeklinde kabul edenler, tutmamış yada şeklini değişik yapmışlardır. Orucu anlamak ince zekâ gerektirmektedir. Aksi halde nimet eziyet olacaktır. Uyanık olanlar zaten bu nimetin inceliklerini, değerini, kıymetini tecrübe eder, duyar, yaşar ve takdir eder.

Tüm bu incelikleri ile oruç tutmak; manevi hâkimiyet talimi ile kuvvetlenmek, hem dünyada muazzam gelişmeler hem de ahiretce saadetler kaydetmek açık bir gerçektir. Lakin çok söz israf olur diyerek her kişinin kendi dünyasında bu incelikleri görüp yaşaması daha müspettir. Bizlerin sözleri fuzuli kalır. Herkesin yaşaması ve yaşatması ümidi ile. Selam selam vesselam. (KBÇ)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s