Neye İnanmalı!?

İnsan Neye İnanmalı!?
-Doğru Olana!
O Halde Doğru Olan Nedir? Ve Bir Şeyin Doğruluğuna Nasıl İnanılır? Etti İki Soru!
Bir Şeyin Doğru Olup Olmadığını; GÖRMEK Yani Görme Duyumuz Kafi Gelir Mi?
-Evet!
O Halde; Tüm Amaların Hayatı Bir Yalandan İbaret! Demek Oluyor Ki, Görme Duyumuz Yani Bir Şeyi Görüyor Olmamız Onun Doğruluğunu Kanıtlamaz!
-O Zaman Rüm Duyularımız Yetersiz Kalıyor!?
Gibi Gibi.. Tam Değil Ama Değil De Değil! Duymak Yani İşitmek, Bakmak Yani Görmek, Kokusunu Almak Yani Koklamak, Elle Tutmak Yani Dokunmak. Acaba Bunlar Da, Yeterli Midir?
-Evet!
Pekala O Halde Hiç Bilmediğin Bir Cismi Sana Verseler; Evirip Çevirsen, Koklasan, Sağına Soluna Baksan, Sıksan, Bıraksan. Ve Sana O Cismin Adını Söyleseler; İnanır Mısın Doğru Olduğuna!?
-Hmm. Karışık Bir Hal. Evet Diyebilmem İçin, Onu Önceden Biliyor Olmam Lazım Gelirdi. Lakin Hiç Bilmediğim Bir Şey Olduğu İçin Tam Emin Olamam. Ancak Emin Olabileceğim TEK ŞEY Kendi Duyularımla Olan Tespitlerimdir. Yani Görerek Şeklini, Koklayarak Kokusunu, Dokunarak Hacmini, Ağırlığını..
O Halde TEK BİR GERÇEK Var.
-Nedir?
-KENDİ TESPİTLERİNLE TECRÜBE ETTİKLERİN! Rengini Kırmızı Gördüğün Bir Şey İçin Sana Yok O Kırmızı Değil Aslında Sarı Deseler İnanır Mısın?
-Tabiki Hayır.
Demek Oluyor Ki, İnanmaya Bile Gerek Kalmıyor. Yani Tecrübeler Zaten Müspetleşmesi İle TAKDİR Kazanıyor. Sağı Solu Olmadan Saf Hali İle Düşünceden Fikre Dönüşüyor. Kemikleşiyor. Kırılmaz Hale Geliyor. Yani İnsanın Kendi Tecrübelerinden Öteye Hiç Bir Şey Geçemiyor. Önünde Dağlar Dursa Yıkılıveriyor. Çünkü İnsan İnandığı Yolda Gidiyor. Oysa Şüphe Olsa En Ufağından; Bir Yerde Tökezleyip, Duruyor. Yön Değiştirebiliyor. Dümeni Olmayan Bir Gemi Misali, Hangi Limanda Duracağı Belli Olmuyor.
Kısaca İnanmak Aslında Onun Bunun Sözü, Yazılan, Edilen, Anlatılan Yani Mişler, Mışlardan Öte; İnsanın Kendi Duyuları İle Tecrübesinden Doğuyor. Mutlak İnanç İse, Bunun Tecrübe Edilmiş Hali Oluyor. Tecrübe Edilmeyen Bilgi İse Ancak Düşünceden, Hayalden Öteye Geçemiyor.
O Halde İnsan Neden Kendi En Yakın Has Duyularından Vazgeçip, Elin Duyularına Önem Verir. Onlara Kendi Teşkilatından Daha Çok Vakit Ayırır. Kendi Teşkilatına İnanmayanın Aslında Neye İnandığı Da, Önemsizdir. Çünkü Temeli Yoktur. En Ufak Bir Kıpırtıda, Döneklik Edip Onu Da Yarı Yolda Bırakır. Bir Bakıma Gölge Gibidir. Bir Var, Bir Yok.
İnanmak. Belki De, Hayatın En Önemli Kavramı. Evet İnanmak Ama Neye İnanmak!
Vesselam.
(KBÇ)
Reklamlar