Modern Putperestlik

MODERN PUTPERESTLİK

Yüce Allah (c.c.) Tüm Kudretini Kullanarak En İnce Ayrıntısı İle Kainatı Ve Sonrasında Dünyayı Yaratmıştı. Öyle Bir Dünya Meydana Gelmişti Ki, İçerisinde Yaşayan Tüm Canlıların Birer Ahlakı Ve Sıfatı Mevcuttu. Bu Da, Herşeyi Yaratan Allah’ın Ahlakı Ve Sıfatlarını Temsil Ediyordu. Yaratılan Onca Canlı Dünya Üzerinde Yaşam Sürerken Bunlara Bir De, SAHİP Lazım Demiş Ve Kendinden Cüzi De Olsa Hakimiyet Sıfatı Ve Ahlakı İle Ademoğlu’nu Yaratmıştı.

İlk İnsanoğlu; Hz.Adem (a.s) İle Hz.Havva Can Bulduğunda, Dünyamız Bir Cennet Edası İle Yaşam Sürüyordu. Hayat-ı İlahi’nin Kanunu Olarak Tüm Canlılar Zıtları İle Yaratılmıştı. Her Bir Canlı Diğer Bir Canlıya İhtiyaç Duyduğu İçin Avlanıyor Ve Yiyordu. Diğer Bir Canlı Da, Bir Diğerini Avlıyordu. Böylelikle Bir Tekamül Yaşanıyordu. Hayat: Zıtların İtiş Ve Çekişleri İle Can Buluyordu. Ancak Dikkat Edilmesi Gereken Konu İse, Tüm Canlıların Yaşam Süreleri Boyunca Dönüp Dolaşıp, İnsanoğlu’nda Bir Son Bulması; Ademoğlu’nun Yüceliğini Ortaya Koyuyordu. Dünya; Tüm Nimetleri ve Canlıları İle İnsanoğluna Hizmet İçin Yaratılmıştı. En Küçüğünden En Büyüğüne Kadar Tüm Canlıların Yaşam Formları İncelendiğinde Herşeyin Ama Herşeyin Bir Döngü İçerisinde Ademoğlu’nda Son Bulması Mutlak Bir Gerçekti.

Tüm Canlılar Adeta İnsan’a Aşık Olarak Devrini Tamamlıyordu. Bu Aşkın Sebeb-i Sırları İçerisinde; Ademoğlu’nun Maddesel Vücudu Örnek Verilebilirdi. Şöyle Ki; Kaninatın Özetinden Yaratılması, Daha İnce Bir Bakışla; Tüm Canlıların Ahlak ve Sıfatları, İnsanın Bedenini Oluşturuyordu. Sonuç Olarak Tüm Kainatın Özetinden Yaratılan İnsan Bedeni, Yaratıcısının Cüzi Olan Hakimiyet Sıfatı İle Birleştiğinde Ortaya Hz. İnsan Makamı Çıkıyordu Ki, İşte Tüm Canlıların Aşkı, Bu Sebeb-i Esrar-ı İçerisinde Yer Alıyordu.

İşte Bu Kadar Muazzam Yetki ve Hakimiyet İnsanoğlu’nu Büyük Kainat Yapıyordu. Bu Sırra Vakıf Olanlar İse Herşeyden Önce İnsanın Kendini Tanıması Gerektiğini Savunuyor ve Uyguluyordu. Çünkü İnsanın Gerçek Manada Kendisini Tanıması Ve Bununla Birlikte Muhteviyatında Bulundurduğu Bütün Canlıların Ahlak Ve Sıfatına Hakimiyet Sağlaması, Kainata Hakim Olma Yolunu Açıyordu. Tüm Bu Mutlak Gerçek; Birkaç Sebepten Ötürü Ya Unutulmuş Ya Da, Kasıtlı Olarak Gizlenmiştir İnsanoğlu’ndan.

Başta Da Belirtildiği Üzere, Hayat-ı İlahi; Zıtların Varlığı İle Reaksiyona Geçip, Can Buluyordu. Bir Yandan Kendi ve Yavrusunu Beslemeye Çalışan Kurt; Koyunu Avlanıyor, Diğer Yandan Kendisini Besleyen Koyun; Yoncaları Yiyordu. İnsan Da, Bir Yandan Kendi Ve Yavrusunu Beslemek İçin, O Koyunu Koruma Yollarını Arıyor, Besliyor Ve Yiyordu. Bu Döngü İle Herşeyin Aslında Hz. İnsan’a Hizmet Ettiği Anlaşılıyordu. Zararlı Gibi Gözüken Kurt, Aslında İnsanoğlu’na Sahiplik Sıfatını Hatırlatıyordu. Dolaylı Veya Dolaysız Olarak Tüm Canlıların İnsanloğluna Dayalı Yaşaması Bu Döngünün Belirtileridir.

Ancak Cennet Gibi Gözüken Ama İçerisinde Zıtların Da Olduğu Mutlak Gerçek Olan Dünya Yaşamı, İnsanoğlu’nun Da, Başına Bela İdi. Bunun İlk Örneği; Hz. Adem’in İki Oğlu Arasında Gerçekleşmişti. Kabil ve Habil. Yaşam Formu İçerisinde İnsanların Daha Mükemmel Olabilmesi İçin Kendi İçerisinde De, Zıtları Oluşmuştu. Kabil’in Kardeşi Olan Habil’i Öldürmesi Bunu Bizlerin Önüne Seriyordu.

Tüm Bu Yaşananlara Yukarıdan Bakıldığında İse Ortaya Net Bir Fotoğraf Çıkıyordu. Detaylara Girmeden Özet Hatları İle Zuhur Eden İKİ GÜÇ Birbiri İle O Günden Bu Güne Kadar Bir Savaş Vermekteydi. YAPICILAR – YIKICILAR.

Bir Bakıma Hz. Adem’in Oğlu Kabil Yıkıcıları Temsil Etmekteydi. Habil İse Yıkıcıların İlk Şehit Ettiği İnsandı. Adeta Sinsile Devam Eden Bu İki Güç, Bugüne Kadar Biri Yapıyor Biri Yıkıyordu.

Tarih: Doğru Ellerin Anlatımı İle İncelendiğinde Yapıcı Ve Yıkıcıların Dönem Dönem Birbirilerine Üstünlük Sağladıkları Görünmektedir. İnsanlık Her Yok Olma Dönemine Girecekken Kainatın Yaratıcısı Tarafından Bir Peygamber İnsanloğluna Gönderilmiş, Yıkıcıların Faaliyetlerine Son Verilmiştir. Ancak Kısa Süreli Bir Yapıcı Faaliyet Sürerken Tekrardan Yıkıcılar Üstünlük Sağlamıştır. Peşi Sıra Gelen Peygamberler Yapıcıların Önünü Sürekli Olarak Açmaktaydı. Adı Bilinmeyen Binlerce Peygamber Geldiği Tarih Bilgisi İçerisinde Riveyet Edilmektedir.

Bilinen Tarih İçerisinde Nemrut; Yıkıcıları Temsil Etmiş Ve İnsanlara Uzun Bir Süre Zulmetmiştir. Hz. İbrahim (a.s) Gelmiş, İnsanlara Kendilerini Tanıtmış ve Yapıcıların Yolunu Açmıştır. Ancak Geçen Zaman İçerisinde Tekrardan Yozlaşan ve Yoldan Çıkan İnsanoğlu Tekrardan Firavun İle Yıkıcıların Elinde Esir Düşmüştür. Yıkıcılar Tekrardan Hakimiyeti Eline Almıştır. Ancak Hz. Musa (a.s)’ın Gelişi İle Uzun Uğraşlarla Tekrardan İnsanlar Uyandırılmış ve Yapıcıların (museviler) Önü Açılmıştır. Tüm Bu Uğraşlar Her Ne Kadar Etkili Olsa Da, Yıkıcıların Sinsi Oluşları, Yapıcıları Yani O Dönemde Ki, Musevileri Tekrardan Yoldan Çıkarmış ve YAHUDİLİK Dinini Yaratmıştır. Olmayan Bir Din Yıkıcıların Detaylı Çalışmaları İle Yaratılmış Olur. Buna Destek Olarak On Tane Yahudi Yazarı Ciddi Bir Çalışma Yaparak, Bu Dinin Temelini Oluşturmuş, Propagandasını Yapmıştır. Tekrardan Yozlaşan, Yoldan Çıkan, Cehaletin Kol Gezdiği, Kız Çocuklarının Bile Diri Diri Gömüldüğü, Kadınların İsmi Bile Olmadığı Sadece Rakamlarla Anıldığı Bir Dönemde Hz. Muhammed (sav) Gelir. İnsana Tekrardan Yüce Allah’ı Ve İnsanı Anlatır. Yok Olmaya Yakın Olan Ademoğlu Uyanır ve Yapıcıların Sancağı Tekrardan Göklere Çıkartılır.

Sürekli Olarak Zıtların Varlık Mücadelesi İle Geçen Hayat Öyle Ya Da Böyle Bir Şekilde Devam Etmektedir. Yıkıcıların; İnsanoğluna Zulmetmesi, Onları Birer Meta Haline Getirmesi ile Tanıyabiliriz. Yapıcılar İse, Yıkıcıların Önünde Canları, Malları İle Göğüslerini Siper Etmişlerdir.  Birbirine Düşman Olan Bu İki Güç Dünyanın Sonuna Kadar Varlıklarını Sürdüreceklerdir. Bu Arada Esas Önemli Olan Bizlerin Hangi Tarafın Adamı Olduğumuzdur. Yapıcı? Yıkıcı? İşte Karar Verilmesi Gereken Hayat-ı Önem Taşıyan Konu Budur. Ancak Atlanılmaması Gereken Bir Makam Daha Vardır. Bir Taraf Yıkarken Bir Tarafın Yaptığı Mücadelede Ortada Kalan İnsanlarda Vardır. Ete, Süte Karışmayan, Gölge Gibi Yaşayan İnsanlarda Mevcuttur. Nereye Çekersen Gelen, Bir Çıkarı İçin Her İki Tarafa Da Yardım Edenler Tarih Sayfalarında Yerlerini ARAF Olarak Tescil Etmişlerdir. Yüce Allah’ın En Sevmediği Kulları Olarak Araftakiler Bilinmektedir. Çünkü Hiçbir Amacı Olmayan, Laf Olsun Diye Yaşayan, Gününü Gün Eden, Haksızlık Karşısında Susan, Hatta Sırtını Dönem, Bir Çıkarı İçin Haysiyetini Satan, Adeta Bir Asalak Gibi Yaşayan Tiplerdir Onlar. Çünkü Her İki Zıt İdealleri Uğrunda Canları, Malları İle Çalışmaktadır. Birisi Yıkarken Birisinin Yapma Teşebbüsü Ciddiyet İle Alakalıdır. Hangi Taraf Cidddiye Alırsa Mesuliyetini O Taraf Dünyaya Hükmünü Salmıştır. İşte Olay Bu Kadar Basittir. İşin Sırrı CİDDİYETTİR!

Çünkü Uyanık Olan Aldanmaz, Aldatmaz. Hak Yemez, Yedirtmez. Yalan Söylemez, Söyletmez. Nemelazımcılık Etmez, Ettirmez. Demek Ki, Gerçek Yapıcı Tip, Herşeyi İle İnsanlığa Hizmet Etmek İçin NEFES ALIR. Yıkıcı İse Aynı Ciddiyetle Çalışır, Didinir, Mücadele Verir ve Mukafatını Elde Eder. Dünyayı Sömürür, İnsanları Kendine Köle Eder. Bu Da Onun İşini Ciddiye Alması İle Tescillidir. Diğer Ortada Kalan Gölge Tipler İse Güneş Nerede İse Orada Yerini Alır. Ancak Güneş Battığında Bu Sefer Ayın Hükmüne Geçer. Karanlıklarda Yaşar. Hükmü Olanın Yanında Olan Gölgeler İse Arafın Müdavinleridir.

Hz. Muhammed (sav)’in Vefatı İle Yahudilik Ciddi Bir Çalışma İçerisine Girer. Kendi Yaratmış Olduğu Putlar Gibi Dinlerini De Geliştirme Yoluna Koyulurlar. Yazarları Vasıtası İle Geliştirirler. Yıkım Süreci Tekrardan Başlamıştır. Kardeşi Karşede Kırdırmak, Savaşlar Çıkarmak Hep Yıkıcıların Faaliyetleri Arasındadır. Biraz Olsun Kendinden Uzaklaşan, Uyuyan Yapıcılar, Araf Bölgesinde Yer Edinirler. Eğer Uykuları Derin Gelirse Yıkıcıların Ellerinde Malzeme Olurlar Ki, Oluyorlarda.

İnsanlık Tam Yıkım Sürecine Tekrardan Sokulmak İsteniliyorken Türk’lük Makamı Ortaya Çıkar. Türkler İslamiyetten Önce İnançları En Yakın En Uygun Olan İslamiyeti Hemen Kabul Eder ve Yaşamaya Geçerler. İslamiyetin Sancağı Bir An Da Türk’lerin Eline Geçer. Endülüs Dönemi Yapıcıların Yani Türk’lerin Hakimiyeti ile Asırlar Boyunca Dünyaya Hakimiyet Sağlar. Ancak Yahudilik Boş Durmaz. Faaliyetlerine Devam Eder. Endülüs İçine Sızan Yahudi Din Adamları, Alimler İçten İçten İnsanlık Sırlarına Vakıf Olurlar. Avrupaya Dönerek Bu Sırlar İle Çalışmalar Başlatırlar. Tüm Bilim, İlim Sancaktarlığını Yapan Endülüs Dönemi Kopyalanır ve Kendi Adamları Tarafından Kendi Topraklarında Yaşatmaya Başlarlar. Sahte Müslüman Olan Yahudi Alimleri İse İslamiyetin Altını Kazmaya Başlarlar. Endülüs Bölgesinde Başlatılan Dejenerasyon Çalışmaları Sürerken, Çaldıkları Tüm İlmi Bilgileri Kendi Halkı Üzerinden Uygulamaya Koyulurlar. Bu Durumu Farkeden Türkler O Bölgeyi Terk Eder Ve Selçukluları Kurar. Sonrasında Osmanlı Devleti Kurulur. İlk Yüzyılına Kadar Yapıcıların Faaliyetleri Ve Çalışmaları Dünyaya Hakimiyet Sağlar. Ancak Avrupalı Bir Şekilde Sırlara Vakıf Olmuş ve İnsanlığını İlerletmeye Çalışmaktadır. Sonrasında Saray İçerisine Sızan Yahudi Kadınları, Sahte Doktorlar, Hocalar, Batılıyı Övmeye Doğuluyu Kötülemeye Başlar. Bir Özenti İle İnsanların Akılları Bulandırılır. Sanki Batı Daha Çok Gelişmiş, Doğu İse Cahil Kalmış Görüntüsü Yaratırlar. Zaman İçerisinde İse, Yıkıcıların Bu Detaylı Yoğun Çalışması Meyvesini Verir. Ve Osmanlı Yani Türk-İslamiyeti Yani Yapıcıların Dünya Üzerinde Ki Hükmü Azalmaya, Yok Olmaya Başlar. Emanete İyi Bakamaz. Yoldan Çıkar. Son Halifenin De Yaptıkları Bardağı Taşıran Son Damla Olur. Tam Yapıcılık, İnsanlık, Türk’lük Yok Olacakken Bu Seferde Gazi Mustafa Kemal Paşa Çıkar, Gelir. Canını, Malını, Zamanını Herşeyini Bu Uğurda Feda Eder. Türklük Der Hep. Kanından Güçlen Der Hep. Sığ Kafalar İse Bunu Kafatasıcılık Sanar. Oysa Ki Kanın Der Yani İmanından Güçlen Der. Yani Yapıcıların Sancağını Tekrardan Eline Alır ve Yıkıcıları Toprağından Def Eder. İnsanlık Tekrardan Ayağa Kalkacakken  Paşa Katledilir. Yahudilik Ciddi Bir Çalışma İle Zaten Sinsice Dünyaya Hakimiyetini Salar. Kuklaları Tarafından Tüm Dünya Ülkelerini Yönetir. Gücü Tartışılmaz Hale Gelir.

Tüm Bu Yaşananlara Bakıldığında Hz. Adem (a.s)’dan Bugüne Kadar Yapıcılar ve Yıkıcılar Bir Savaş Vermektedir. Birileri De Seyirci Kalmaktadır. Osmanlı’nın İlk Yüzyılından Bu Yana Yıkıcılar Üstünlük Sağlamış ve Günümüze Kadar Gelinmiştir. Yıkıcıların Asırlar Süren Bu Liderliği Tavan Yapmıştır. İlk İnsanların Yoldan Çıkıp, Yaratanını Unutarak Ona Buna Tapması Bunun Göstergesidir. İnsan Yaratıcısı Olan Yüce Allah’ı Aklından Çıkardığı An, Her Tür Sapkınlığa Düşmeye Meyilli Olur. Peygamber Efendimiz Döneminde De, Putperestlik Vardı. İnsanın Öziçgüdüsü İnanma Olgusu Şekillenemez, Eğer Allah’ı Bulamazsa Onun Yerine Herşeyi Koymaya Çalışır Ama Mutlu Olamaz. Mutlu Olmadıkça Da Can Yakar, Sıkar.Çünkü Aslında Sıkılan, Canı Yanan Kendisidir. O Dönemde Kendi Elleri İle Yaptıkları ve Sonrasında Taptıkları Putlar Şimdi Biraz Şekil Değiştirdi. Maddeye Olan İlgi Aslında Hiç Değişmedi. Şimdiki Tapınma Yolları; Para, Mülk, Eşya,Araba, vs..Putperestlik Dönemi Kapandı Ancak Modern Putperestlik Açıldı.

Bütün Bu Tabloya Göre Herkesin Kendisine Sorması Gereken Soru Şudur? ‘Ben Hangi Tarafın Adamıyım? Yıkıcı? Yapıcı? Ya Da Araf?

 

Saygılar Selamlar Vesselam.

(KBÇ)

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s