Hz. Muaviye (ra) ve Oğlu Yezid Kimdir?

Selamlar Cümleten.

Öncelikle Belirtmek İsteriz Ki, Tarih İçerisinde Yaşanan Nice Hassas Olayları İrdelemek ve Anlamak Zaman ve Mekan İle Doğru Orantılıdır. Vuku Bulan Olayların Dönemine ve Konumuna Bağlı Olarak Değişkenliklerin Olabileceği ve Akıllardan Çıkarmamak Gerekir. Ve Birazdan Okuyacağınız Yazıya Şiddetle Karşı Çıkandan, Kalbinin Derinliklerinde Onay Verene Kadar Herkes Kabulümüzdür.

Önemle Rica Ettiğimiz Bir Konu Vardır Ki, Yazıyı Okurken Geçmiş Tüm Bilgilerimizi Bir Kenara Koyup, Yalın Halde Yazıyı Okumak ve İrdelemek. Amacımız Bir Yalnışı Doğru Etmektir. Lakin Asla ve Asla Kimseye Hakaret Etmek Veyahut İnciltmek Değildir. Aksine Doğruları Tüm Çıplaklığı İle Ortaya Koymaktır.

Şayet Yazılan Konu Hakkında Bir Bilginiz Var İse Bunu Bizlerle Paylaşmaktan Çekinmeyiniz. Lakin Hakaret, Küfür ve Aşağılama Tarzı Ne Size Ne De Bizlere Yakışmaktadır. İnsan: Bu Kainatın Efendisidir. Ona Yakışır Bir Şekilde Olayları Anlamak ve Sorgulamak Zorundayız. Şimdiden Değerli Vaktinizi Çaldığımız İçin Herkesten Özür Dileriz.

Tarihini Nice Değerli ve Bir O Kadar Da Hassas Olduğu Konu

Hz. Muaviye (ra) ve Oğlu Yezid.

Hz. Muaviye bin Ebu Süfyan  ve Oğlu kimdir?

 

Muaviye bin Ebu Süfyan, (Arapça: معاوية بن أبي سفيان Mu’āviyye ibn Ebu-Sufyān) (d. 602 – ö. 6 Mayıs 680) İslam Devleti’nin Hz.Ali (ra)’den sonraki halifesi ve Emevi hanedanının kurucusu.

Müslüman olmadan önce Uhud Savaşında ve Hendek Savaşında Mekkeli müşriklerin komutanı olarak Hz. Muhammed (sav) komutasındaki Müslümanlara karşı savaşan Ebu Sufyan bin Harb’in oğludur. Annesi Kureyş’in başkanlarından olan “Utbe bint Rebia”‘nın kızı Hind bint Utbe’dir.

Mısır’ı ele geçirdi ve Hz. Ali(ra)’nin 661 yılında suikaste uğrayarak öldürülmesinden sonra halifeliği Hasan’dan devr alarak halifeliğini ilan etti. 661’den 680’e kadar İslam Devleti’ni yönetti.

 

Yezid bin Muâviye, (Arapça: يزيد بن معاوية) (d. 646 – ö. 683) Emevîler’in ikinci halifesi.

 

 

Hz. Muaviye Hindu’nun Oğlu Olduğu Halde Biz Kendisine Radıyallâhü Anh Deriz. Çünkü Kendisi İslamı Kabul Etmiş ve Canı Gönülden Efendimize Aşık Olmuştur. Ve Okuduğumuz Kelam Kadim’in De Bir Bölümünü Yazmıştır. Lakin Olayın Detaylarına İnmek Gerekirse;

Efendimiz (sav) Yılın Belirli Dönemlerinde Kan Aldırırdı Sırtından. Ve Gene O Dönem Geldiğinde De Kanını Aldırmış ve Hz. Muaviye (ra) dönerek;

-Ya Muaviye şu kanı ayak gitmeyecek (basmayacak) yere döküver..

Demiştir. Ve sadakate bakın ki, Hz. Muaviye uzun bir süre kanı nereye dökebileceğini aramış lakin bulamamıştır. Çünkü nereye dökse gene birisi kesin ayak basar diye telaşlanmış ve sonunda kendi bedeni olduğuna karar vermiştir. Çünkü kendisi ölse dahi onu gömecekler ve üstüne değil toprağa basacaklar diye düşünmüş .. büyük bir sadakat ile o kanı içmiştir. Sonrasında Efendimizin yanına geldiğinde Efendimiz telaş ile kendisine sormuştur;

-Ya Muaviye! Ne ettin kanı?

-Ya Resullah. Düşündüm taşındım bir yer bulamadım ancak sadece kendi bedenim olduğuna karar verdim.

-Eyvah! Çabuk! O Karnına Giden Vücuddan Çıkma Olduğu İçin O Karnına Giren Şey Zihninde Sorun Yaratır. Ve Bu Katipliği Yapamazsın Artık. Git. Bize Karşı Eski Hallerin Olmaz. Teveccüh Bozulur. En Aşağı Bu Kırk Gün Sürer. Ola Ki, Senin Neslinden Benim Evladıma Zarar Gelir.

İşte Bu Söz Üzerine Hz. Muaviye Yanlarından Büyük Bir Üzüntü İle Ayrılır ve Evlenmez. Bedenlerinde Yaralar, Cibanlar Çıkar. Öyle Bir Hale Gelmiştir Ki, İntihar Edecek Lakin İnancı Gereği Edememiştir. Doktorlar Onun Bu Hali Üzerine Evlenmesi Gerektiğini Tavsiye Etmiş Lakin O Asla Kabul Etmemiştir. Hatta Nicesini Yanından Kovmuştur.

-Gidin işinize. Benim evladımdan evladı resule zarar gelecek .. asla..

Ve Tüm Ricaları Kabul Etmemiştir. Ancak Ne Zaman Ki, Orduya Gidecek Adam Lazım Olduğunda Efendimizin Emri İle Hz. Muaviye evlenmek zorunda kalmıştır. Ancak bu durumu atlatmak için 90 yaşında bir kadınla evlenmiştir. Hatta rivayetlere göre bu kadının yaşı 93 bile denmektedir. Amacı emire uymak lakin olabilecek bir çocuğu engellemektir.

Lakin Olması gereken olmuş ve o kadından Yezid doğmuştur.

Şimdi görüldüğü üzere bu konular çok hassastır. Ayrıca Efendimiz;

-Ashabıma dil uzatmayınız!

-Ölmüşlerden dilinizi ve elinizi çekiniz.

Diye buyurmuştur.

Bu tembihlerin yanında İslamda Kin Olmaz Affedendir. Dini Mahsur olarak 4 Husus vardır.

Hikmeti İlahının Hakimi Bizler Değiliz. Bazı Şeylerin Olması İçin Allah’ü Alem Buyur İstemiş ve Buyurmuştur. Aksi Halde Bu Tİp Olaylara İzin Asla Vermezdi. Ancak Bu Tarz Nazik Konularda Efendimizin En Yakınlarını Birbirinden Ayırmak İtikata Sekte Vuracak Şeylerdir. Allahın hikmeti Vardır. Onu Öyle Bunu Böyle Yapmasının Nice Sebepleri Vardır.

Ayrıca Biliyoruz Ki, Şeytanın Elinde Maskara Olmuştur Bu Hassas Konular. Çünkü Zaman İçerisinde Bu Yaşanan İbretlik ve Hikmetli Olaylar Tümden Değiştirilmiş ve bir Kan Davasına Dönüştürülmüştür. Hz. Ali (ra) ve Efendimizin Torunlarının Katli İse Hep Bunlarla İlişkilidir.. Olması Gerektiği İçin Olmuştur..

Yıkıcı Tarafın İnsanları itikata Sekte Vurmak İçin Hz. Muaviye (ra) Başlar Nice Değerli Zatlara Hakaret Etmekle Son Bulur. Lakin Bizler Onun Bunun Sözleri İle Değil Efendimiz (sav) Tavsiyeleri İle Yaşarız.

Sonra Olarak Şunu Diyebiliriz Ki, Hz. Muaviye (ra) Bizler İçin Değerlidir Lakin Oğlu Yezit: Hikmeti İlahı’de Bir İbretlik Vaka Olarak Kalmıştır. Allah’ü Alem Neden Niçin Yaptığını En İyi Bilendir. Ancak Bizlerde Hissedebiliyoruz. Arife Tarif Ayıp Olur.

İnşallah Sizlerinde Aklında Biraz Olsun Bir Dolgu Yaratabildik ve Konuyu Açıklığa Getirdik.

Daha Detaylı Yazmak İsteriz Lakin Değerli Vaktinizi Çalmaktan Çekiniriz.

 

Saygılar Sevgiler Vesselam.

 

Kürşat Burak Çağıl.

 

Reklamlar