Özet II

Merkez tarafından özel olarak eğitilmiş Kod 56 kendisine verilen görevi tamamlamak üzere 1995 yılında Kahire’ye gider. Görevin başarıyla tamamlanması için kesinlikle kendisini deşifre etmemesi birinci derecede önem arz ediyordu. Bir gece Kahire’nin kendine özgü dar sokaklarında yürürken önce birilerinin ıslık çaldığını sonrasında ise kendisine atılan taşı fark etti. Belli ki birileri Kod 56’nın dikkatini çekmeye çalışıyordu. Kafasını kaldırdığında gördüğü ışığın peşinden gitmeye karar verdi ve kendini bir odanın içinde buldu. Odaya girdiğinde gaz lambasının altına sıkıştırılmış olan notu fark etti. Belli ki birileri o notu okumasını istiyordu. Dikkat çekmemek ve yakalanmamak için kağıdı alıp hemen uzaklaşması gerekiyordu. Otel odasına geldiğinde bir an evvel kağıtta yazanları okumak istiyordu. Yanında getirdiği özel cihaza kağıdı koyup sonuçlarını beklemeye başladı. Sonuçları gördüğünde şaşkınlığı daha da artmaya başladı. Cihazdan çıkan sonuçlarda yazanlardan en dikkat çekici olanı; Yitzhak Rabin Sharon’du. Aralık 1995’de Ankara’ya dönen Kod 56 bütün televizyonlarda Yitzhak Rabin’in bir suikast sonucu öldürüldüğü haberlerini görüyordu. Ancak dosya Merkez tarafından kapatıldığı için Kod 56 araştırmalarına gizlice devam etme kararı alıyor. Merkez tarafından uyku moduna alınan Kod 56 bu süre içerisinde kendisiyle ve Merkezle ilgili pek çok sırra vakıf olmaya başlamıştı. Merkez denilen teşkilatın alt yapısının aslında çok daha önceden Osmanlı zamanında Mustafa Kemal Atatürk tarafından hazırlanmıştı. Kodlar doğduktan hemen sonra Merkeze alınıyor ve katı kurallar içinde eğitiliyorlardı. Merkezdeki tek birim Kodlar değildi. Kodların güvenliği için yetiştirilen Kuşçular vardı bir de. Kuşçular bir gölge gibi Kodların peşinden gidiyorlardı her görevde. Merkezin kesinlikle deşifre olmaması gerekiyordu çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin refahı ve huzuru buna bağlıydı ve bu Mustafa Kemal Atatürk’ün mirası, vasiyetiydi…

Kod 56 uyku modunda olduğu dönemde bir gece ansızın uykusundan uyanmıştı. Aldıkları eğitim neticesinde yerinden kıpırdamadan odayı gözleriyle taramaya başladı ve tavandaki gölgeyi gördü. Uyku moduna geçen kodların yerini kimsenin bilmesi mümkün değildi ancak birisinin ya da birilerinin Kod 56’ya bir şeyler anlatmak istediği kesindi. Teşkilattan tarafından bırakıldığını düşündüğü şifreli kağıtta yazanları çözmek için hemen harekete geçti. Dışarıda korkunç bir tipi vardı ama çıkmak ve şifreli olarak kendisine bildirileni yapmak zorundaydı. Şifrelere göre ilerlediğinde kendini yine kulübesinde bulmuştu. Şaşkınlık ve kızgınlıkla bulduğu nota tekrar baktı ve gözlerine inanamadı. Daha önce görmüş olduğu değiştirilmişti. Kod 56 anlamıştı ki ne kadar saklanırsa saklansın Merkez istediğinde onu eliyle koymuş gibi bulabiliyordu. Yeni şifrelere göre ilerlediğinde kendini bir tümseğin önünde buldu. Tümseği kazdığında çukurun içinde bir sandık buldu. Sandığın içinde Türk bayrağını ve belgeleri gördü. Soğuktan donmamak için sandıktaki belgeleri alıp hemen kulübeye döndü. Belgelere baktığında gazeteyi fark etti. Gazeteyi okuduğunda Bakan Hilmi Güler’in 15 Kasım 2005 tarihinde Yitzhak Rabin’ın ölümünün 10.yıldönümü nedeniyle İsrail’ e gidecek olduğunu okumuştu. Yeni görevini anlamış ve hemen yola koyulmuştu…

Bu sefer bir gemide miçoluk yapıyordu Kod 56. Yeni görevi için yollara düşmüştü ve dikkat çekmemek için de bu yolu seçmişti. Ticari gemide miçoluk yapan birinden kimse şüphelenmezdi. Görevinin ilk aşaması Malta’nın Gozo Adasındaki Ggahtija idi. Oraya varmadan da esas görevini öğrenme şansı yoktu. Öncelikle kimseleri şüphelendirmeden sağ salim oraya varması gerekiyordu. Uzun zaman sonra ilk defa bu kadar gizli ve önemli bir görevdeydi. Gemi önce Kıbrıs’a oradan da Malta’ya geçecekti. Kod 56 Merkez tarafından kendine verilmiş belgelerde Malta’ya Marsaxlokk köyünden çıkması gerektiğini anlamıştı. Notlar arasında gördüğü bir cümleye takılmıştı kafası, orada bir şifre olduğunu anlamıştı ama neydi?

Kaptan kendisiyle görüşmüş ve planların değiştiğini söylemişti. Bu kabul edilemez bir durumdu Kod 56 için. Zaten geç kalmıştı ve gidememe ihtimalini düşünmek dahi istemiyordu. Gemide bir şeyler rahatsız ediyordu Kod 56’i ama dikkat çekmemek için fazla bir şey yapamıyordu. Kaptan Kod 56’i hem bilgilendiriyor hem de uyarıyordu. Yapacakları yolculuğun onlar için tehlikeli olabileceğini ve bu yüzden Kıbrıs’a vardıklarında kamarasından çıkmaması gerektiğini söylüyordu. Kod 56’in bu ani değişikliği acilen Merkeze bildirmesi gerekiyordu. Ama nasıl? Kaptana kaçtığını söylemişti. Şimdi nasıl söyleyecekti birilerini arayacağını? Hızlıca düşünüp hemen planını yapmıştı. Kaptana annesini aramak istediğini söyleyecekti. Ancak gemideki telefonu onlar olmadan kullanamayacağı için Merkezi nasıl arayacağını, şifreli olarak nasıl haber göndereceğini düşünürken teknede çıkan kargaşa işini fazlasıyla kolaylaştırmıştı. Kaptan Kod 56 ile konuşmayı ve ona gelecek için yaptığı planlardan bahsetmeyi çok seviyordu. Gemide dönen entrikalardan aslında kaptanın da haberinin olmadığını anlamıştı Kod 56. Taşıdıkları şey bir kimyasaldı ve bu çok tehlikeliydi. Kaptan Kod 56’ya eğer isterse filikalardan birini alıp kaçabileceğini söylemişti. Ancak bu mümkün değildi, onun Malta’ya gitmesi gerekiyordu geç de olsa. Öğrendiklerini hemen Merkeze bildirmesi gerekiyordu. Ters bir durumda Merkezin onu bulabilmesi ve müdahale edebilmesi gerekebilirdi. Kaptandan telefonu kullanmak için izin istedi ve Merkezi arayıp, geminin adını kodladı. Gemi Kıbrıs’ a yanaşmak üzereydi. Adanan birilerini alıp yola devam edeceklerini öğrenmişti.  Gizlice izlemeye başladı gemide yaşananları, yaşanacakları. Küçük bir denizaltı denize indirilmiş ve adaya doğru yola çıkmıştı. Belli ki misafirler onunla getirilecekti gemiye. Misafirler gemiye geldiklerinde Kod 56 gözlerine inanamıyordu. İkisi Mısır kökenli, aranan adamlardı ve Kod 56 onları en son Mısır’da görmüştü. Araları da iyiydi. Ancak son gördüğü lakabı Hacı olan Lübnan asıllı adam onu diğerlerinden daha çok etkilemişti. Pek çok eylemin babası sayılıyordu. Karıştığı eylemlerin çoğu büyük kayıplara neden olmuştu. Bu adamlarla kesinlikle karşılaşmaması gerekiyordu aksi takdirde kimliği deşifre olabilirdi ve görevi tamamlayamadan tehlikeye girerdi. Amerika tarafından aranan üç terörist, Rus yapımı silahlar ve kimyasal bir bomba ve Malta arasında hiçbir bağ kuramıyordu. Kaptanın da bunlarla ilgili bir bilgisi olduğunu düşünmüyordu. Belli ki her şey ikinci kaptanın başının altından çıkıyordu ve kaptanla gemisi sadece kullanılıyordu. Kaptan adamlarla selamlaşırken Kod 56’nın dikkatini Hacı’nın bileğine kelepçeli çanta çekmişti. Belli ki kimyasal silahla ilgili aktivasyon cihazı o çantanın içindeydi. Hacı ve ikinci kaptan işaretlerle anlaşmış ve tayfalar gemiye bir şeyler indirmeye başlamıştı. Bunarlın ne olduğunu öğrenmeliydi hemen. Varlığının fark edilmesiyle birlikte uykusunun kaçtığını ve onlara yardım edebileceğini söyledi. Kutuların üzerindeki Uluslararası Uyuşturucu Kontrol İdaresi’ne ait kısaltma garibine gitmişti. Bütün bunların ne olduğunu anlamaya çalışıyordu Kod 56. Hepsinin birleşiminden korkunç bir şey çıkacağı belliydi. Gece gemide açık havada uykuya dalmak üzereyken birinin arkasından kendisine doğru yaklaştığını fark etmişti. Ne olduğunu anlayamadan boğazına dayanan bir bıçakla kendine gelmişti. Biliyordu ki bu kodlardan biriydi. Kısa bir mücadelenin ardından en sevdiği arkadaşı Kod 89’u görmüştü karşısında. Onu gördüğüne çok sevinmişti. Merkez mesajları almış ve onu yalnız bırakmamıştı. Aralarında konuşmaya devam ederlerken gelenler olduğunu fark edip sustular. Kod 89 Hacı’yı gördüğünde çok sinirlenmişti. Kod 56 arkadaşına sakin olmasını işaret ediyor gitmelerini bekliyordu. Merkez Kod 89’la birlikte Kod 56’ya bu zor görevde işine yarayacak bazı şeyler göndermişti. Kod 89’un onları teslim edip biran evvel gitmeliydi. Merkez Kod 56’dan Hacı’nın bileğine kelepçeli çantayı almasını istiyordu.  Bunu yaparken çok dikkatli olması gerekiyordu. Hem kendini hem de Merkezi tehlikeye atmaması gerekiyordu. Yoksa esas görevi öğrenemeden, yapamadan açığa alınırdı. Merkez ona Hacı’nın bileğine kelepçeli çantanın bir kopyasını göndermişti. Kod 56’nın aklına bununla ilgili bir fikir gelmişti. Hiç vakit kaybetmeden harekete geçmişti. Planını başarıyla sürdürüyordu. Aşçı uyurken cebinden aldığı anahtarlarla mutfağa girmiş ve gemiye gelen kutulardan aldığı ilaçları ezerek kazanın içine boşaltmıştı. Ertesi gün herkes ilaçların etkisiyle kendinden geçtiğinde Kod 56 Hacı’nın kolundan çantayı planladığı gibi alacaktı. Çantayı aldıktan sonra kaptana bir not bırakıp onun için ayrılan sandallardan biri alıp gemiden ayrılmıştı.

Bütün Kodların acil olarak Merkezde toplanması isteniyordu. Düzenli yapılan dönemsel toplantılardan değildi bu. Mesajlar Kodlara kendi güvercinleri tarafından ulaştırılmıştı. En güvenilir yol buydu. Kod 56 Malta görevinden dolayı çağırıldığını düşünmekteydi. Oysaki çağırılma sebebi kendisine verilecek olan yeni bir görevdi.  Teşkilat için önemli birinden uzun zamandır haber alamıyorlardı ve Kod 56’dan o adamı bulmasını istiyorlardı. O kişinin bulunması Merkez için çok önemliydi ve fazla vakitleri yoktu. Kayıp kişiyle ilgili bilgiler kısıtlıydı. Algan Alatlı 34 yaşında ve Araştırma Görevlisiydi. Elindeki kısıtlı bilgilere göre oldukça tuhaf biriydi. Bir sevgilisi vardı. Sevgilisiyle ilgili de bilgiler mevcuttu dosyada. Geceli gündüzlü çalışıyordu dosya üzerinde Kod 56.  Sürekli okuyordu ama bir şey vardı bu adamda ama neydi? Onunla kendi arasında benzerlikler buluyordu. Sevgilisiyle yaptığı son görüşmenin ses kayıtlarını dinlemişti yüzlerce defa dinlemişti. Adam sanki birilerinden, bir şeylerden kaçıyor gibiydi. Sesinde bir acı vardı. Rahatsızlığı vardı ama neydi? Dosyanın sonunda adamın ev adresi ve son görüldüğü yer belirtilmişti. Adam sevgilisiyle yaptığı telefon görüşmesinden sonra doktorla olan randevusuna gidiyor. Doktor Algan’ın beyniyle ilgili şüpheleri olduğunu ve bunun için testler yapılması gerektiğini söylüyor. Algan Alatlı kaçar adım uzaklaşıyor doktorun yanından. En son görüldüğü yer de burası zaten.

Kimselere söylemeden Tibet’e gelmişti Algan Alatlı. Paris’te bir konferansta tanıştığı Profesör Dr. Utkan Uzel’in yanına. Profesör arkeoloji konusunda bir uzmandı. Algan daha önce bir mezarlıkta bulduğu parçalarla ilgili görüşmek üzere gelmişti buraya. Parçaları önce göndermiş kendi sonra gelmişti. Profesörün evi insanı büyülüyordu. Algan kendini orada hiç olmadığı kadar rahat ve huzurlu hissediyordu. Klasik karşılama merasiminden sonra Algan’ın yaşadığı gelgitlerden konuşmaya başladılar. Profesöre göre Algan’ın yaşadıkları hastalıktan dolayı değildi. İlerleyen günlerde bildiklerini paylaşacaktı onunla ama ne kadarını kaldırabilirdi bilemiyordu.

Tibet’te bunlar yaşanırken Kod 56 Merkeze gitmiş ve dosyada eksik olan şeyi bulmak için izin istiyordu. Algan’ın evine gitmeli ve eksik olan şeyi bulmalıydı. Nişantaşı’nda Algan’nın evinin sokağındaydı. Bir şekilde apartmana girmesi gerekiyordu. Nasıl yapacağını düşündüğü sırada elinde paketlerle yürüyen yaşlı kadını fark etti. Kadına yardım etmeyi teklif etti çünkü bu haliyle uzaklara gitmeyeceğinden emindi. Düşüncesinde haklıydı üstelik kadın tam da girmek istediği apartmana girmişti. Kadınla sohbete başlamışlardı. Ona buralarda kiralık bir daire aradığı yalanını söylemişti. Kadın apartmanda kiralık bir daire olduğunu söylemişti. Kod 56’ nın yüzündeki şaşkınlığı fark eden kadın kendini tanıtma gereği duymuştu. Adı Tiraje Toker’di ve apartmanın adı da Toker Apartmanıydı. Kadınla birlikte apartmana girdiler. Tiraje Hanım elindeki paketleri giriş katındaki dairesine bırakmış birlikte yukarı çıkmaya başlamışlardı. Kod 56 her katı dikkatle inceliyordu Algan’ın dairesini bulabilmek için. Algan’ın dairesinin önünden geçtiler kiralık daireyi görmek için. Kiralık daireyi tutmak için masum yalanlar söylemişti. Kadın haddinden fazla meraklıydı. Fazla bulaşmaması gerektiğini anlamıştı yoksa yakasını kurtaramazdı. Evi tutmuştu hemen parayı ve eşyalarını sonra getirecekti. Böylelikle gece yarısı Tiraje Hanım uykudayken Algan’ın evine girebilecekti. Saatler gece yarısını gösterdiğinde Kod 56 Algan’ın dairesindeydi. Gün ağarmaya başlamıştı ancak hala aradığını bulamamıştı. Evde tahminlerinin üzerinde gizli bölme vardı. Tam evden çıkmak için hazırlanıyordu ki kapının arkasında sesler duymuştu. Korktuğu başına gelmişti, o çıkamadan Tiraje Hanım gelmişti.

İstanbul’da bunlar yaşanırken Tibet’te de Prof. Utkan Uzel ve Algan Alatlı arasında da enteresan diyaloglar yaşanıyordu. Profesörün bu işlere nasıl başladığı, ellerindeki parçalar -ki bunlardan bir tanesi de Algan’ın bulduğu parçaydı- üzerine konuşuyorlardı. Profesörün uzun zamandır bu konu üzerinde çalıştığı ve bunu yaparken de çok yakın bir arkadaşından destek aldığını öğrenmişti Algan. Çok yakında o kişi de aralarına katılacaktı. Prof. Dr. Anguis Agilis geldiğinde Algan’ın kafasındaki soruların cevapları da gelecekti. Algan profesörle yaptıkları konuşmalar sırasında buldukları parçaların bir kolyeye ait olduğunu öğrenmişti. Kolye beş parçaya bölünmüştü ve şimdiye kadar üç parçası bulunmuştu. Diğer iki parçanın da zamanı geldiğinde onlara ulaşacağından emindi profesör, diğer seçilmiş insanlar tarafından getirilecekti eksik parçalar. Algan öğrendikleri karşısında şaşkındı. Titanlarla ilgili anlatılanlar gerçek miydi, nasıl bir sitem kurulmuştu, onu kimler seçmişti ve daha da önemlisi neden o seçilmişti gibi sorulara yanıt bulmaya çalışıyordu. Bütün bunları düşünürken Algan gene ataklarından birini geçirmeye başlamıştı.

Nişantaşı Toker Apartmanında ise tehlikeli anlar yaşanıyordu. Kod 56 eve gelen Tiraje Hanımdan nasıl saklanacağını bulmaya çalışıyordu. Yakalanması her şeyi mahvedecekti. Kadın içeri girdiğinde kendini bulduğu daracık odaya atmıştı Kod 56. Aralık olan kapıdan kadının hareketlerini görebiliyordu. Kadının elinde bir tarama cihazı vardı ama neden? Ne arıyordu o cihazla Algan’ın evinde? Kod 56 tüm bu sorulara cevap ararken kadın gittikçe ona yaklaşıyordu. Elindeki metal feneri algılayan cihaz ötmeye başlamıştı. Kadın onu görürse öldürmek zorunda kalacaktı ve bunu hiç istemiyordu. Tam o esnada dışarıdan bir ses kadına sesleniyordu. Bu ses her ikisini de kurtarmıştı. Kod 56 hemen daireyi terk edip kendi dairesine inmişti. Çünkü emindi ki Tiraje Hanım onu da ziyaret edecekti. Haklıydı da. Kadın öğlen elinde bir tepsi kahvaltıyla Kod 56’nın karşısındaydı.

Algan kendine geldiğinde konuşmaya kaldıkları yerden devam ettiler. Algan ısrarla seçilmiş biri olduğunu reddediyordu. Bu araştırmaları Prof. Anguis’in babasının başlattığını öğrenmişti bir de Marduk gezegenini.

Kod 56 merkeze yazdığı rapor neticesinde o evde bir süre kalmasının ne kadar doğru bir karar olduğunu anlamıştı. Özellikle kadının elindeki cihazın ne işe yaradığını öğrenmeleri gerekiyordu. Günler ilerledikçe Kod 56 ve Tiraje Hanımın sohbeti de ilerliyordu. Eski bir büyükelçi olan kocasıyla ilgili anlattıkları biraz tuhaf gelmişti.  Kocası öldükten sonra tek başına yaşamaya devam etmiş. Kimsesinin olmaması garipti ama fazla konuşmadığı için detayları öğrenemiyordu. Apartmanın karşısındaki market ve sokaktaki taksi durağıyla samimiyeti de enteresandı. Kod 56 kadına tuhaf bir yakınlık duyuyordu tüm bu olanlara rağmen. Hiçbir zaman bilmediği anne sevgisi bu muydu acaba?

Tibet’te malikanede yapılan konuşmalar an be an derinlik kazanıyordu. Algan tüm bunları nasıl anlayacak, nasıl kabullenecekti? Konu bu sefer de din ve uzaylılardı. Konu o kadar detaylanmaya başlamıştı ki anlatılanlara bir türlü inanamıyordu. Bunca şey nasıl olur da gerçek olurdu? 2012’de gerçekleşecek olan ve dünyanın sonunu getiren felaketten, bu felaketten sonra olacaklardan, piramitlerle ilgili gerçeklerden, Atlantis kıtasından, Piri Reis’ten, dünya üzerinde var olan pek çok gizli örgütten ve daha da önemlisi tüm bunların asırlardır dizlendiğinden bahsetmişti profesör. Her ne kadar örgüt kelimesinden hoşlanmasa da kendilerinin de bir örgüte üye olduğunu da öğrenmişti Algan. Kendisini bu zamana kadar pek çok örgütün izlediğinden de haberi olmuştu. Profesör Algan’ a kendiyle ilgili dosyadan ve içindekilerden bahsetmeye başladığında duyduklarına inanamamıştı genç adam.

Kod 56 istediklerini bulamadığı için oldukça keyifsizdi. Nişantaşı sokaklarında dolaşıyordu bir yandan da nerede hata yaptığını düşünüyordu. Gördüğü en renkli kafeye girmişti. Belki biraz havası değişir ve daha rahat düşünebilirdi. Kahvesini içip, hesabı ödemişti. Lavaboya gidip çıkacaktı mekandan ama döndüğünde masasının üzerinde bir gazete görmüştü. Neler olduğunu anlamak için gazeteyi eline aldığında içinden düşen sarı zarf sevindirmişti onu. Teşkilattan birileri gelmiş demekti bu. Merkeze çağırıldığı haberini almıştı acil olarak. Tahmininden daha erken çağrılmıştı. İçerisi oldukça kalabalıktı. İlk defa gördüğü yüzler ve bütün üst düzey yöneticiler oradaydı. Genç bir adam herkese bir şeyler anlatıyordu. İlk defa gördükleri bu genç adam enteresan bilgilerden bahsediyordu. Tarihe ait çeşitli bilgiler veriliyor ve önemlerinden bahsediliyordu. Genç adamın anlattıklarından bazı üst düzey yöneticiler, komutanlar rahatsız oluyordu.

Merkezde bu gelişmeler yaşanırken malikanede de Algan kendi vücudundaki işareti ve İncil’e dair bilmediği gerçekleri öğreniyordu. İkisi de bu güne kadar doğru bildiklerinin aslında ne kadar farklı gerçeklere sahip olduklarını öğreniyorlardı. Günler süren konuşmalar ikisi için de hem çok yorucu hem de şaşırtıcıydı. Nasıl bir sitemin içinde olduklarını, dünyada sözü geçen devletleri hatta aileleri ve daha pek çok şok edici detayı öğreniyorlardı. Algan bütün bunların bugüne kadar neden gizli kaldığını anlayamıyordu bir türlü ancak profesör anlattıkça ona hak veriyordu. Bütün bunlar açıklansa inanılmaz bir kargaşa yaşanırdı dünyada. Kod 56 ise Malta ile ilgili gerçekler karşısında şaşkındı. Anlatılanlar karşısında ayrı fikirler ortaya çıkıyordu ilk kez. Bir operasyon yapılacağı kesindi. Algan masonların sistemini, tanınmış pek çok kişinin özellikle de sanatçıların ve bilim adamlarının masonlardan olduğunu öğrenmişti. Algan zaman zaman ataklarını yaşıyordu. Profesör ve yardımcısı Algan’a ellerinden geldiğince yardımcı oluyorlardı bu zor zamanlarında. Algan da gördüğü ilgiden oldukça memnundu. Yaşadığı ataklar esnasında verdiği tepkileri merak ediyordu. Profesörden bunlarla ilgili açıklama yapmasını istemişti. Profesör Algan’ı bu ataklarını Prof. Anguis’e ile de paylaşmıştı. Algan farklı sesler çıkartıp, farklı dilde konuşmalar yapmıştı. Bunları kaydedip Prof. Anguis’e göndermişti. Doktorların hastasınız dediği adamın aslında yaşadıkları çok daha başka şeylerdi. Her iki profesör geçmiş tecrübelerinden ve içinde bulundukları sistemin öğretilerinden yola çıkarak Algan’a bunları anlatmaya çalışacaklardı ilerleyen günlerde. Merkezdeki toplantı da gün geçtikçe ilginç oluyordu. Genç adamın anlattıkları herkesi şok ediyordu. Bugüne kadar nasıl oldu da bunlardan bihaber geçirmişlerdi günlerini anlayamıyorlardı. Genç adam bir resim göstermişti. Kod 56 resmi görür görmez tanımıştı. Aynısını bir yerde görmüştü daha önce ama nerede? Biraz zorlayınca hafızasını aynı resmi Algan’ın evinde gördüğünü anımsadı. İki resim arasındaki bağı çözmeye çalışıyordu. Bunu anlamanın en iyi yolu resmi evden almak ve Merkeze getirip incelemekti. Hocasından izin alıp yola çıktı.

Apartmana yaklaşırken Tiraje Hanıma görünmeden içeriye nasıl gireceğini düşünüyordu. Onun hakkında öğrendikleri kadına duyduğu sempatiyi yok etmişti sanki. Zamanı çok azdı hemen tabloyu alıp merkeze dönmesi gerekiyordu. Koşar adım merdivenleri çıkarken ilk kez gördüğü yaşlı bir adamla çarpışmıştı. Adama kısaca kendini tanıtıp yoluna devam etmişti ancak adamın Tiraje Hanıma kendinden bahsedeceğinden emindi. Elini çabuk tutmalıydı, kadın onu görmeye gelmeden Algan’ın dairesinden tabloyu almalıydı. Daireye girdiğinde karşılaştığı manzara inanılmazdı. Daha önce gördüğü pek çok eşya yerinde yoktu. En önemlisi de duvardaki tablolardan hiç biri yerinde değildi. Kod 56 şimdi anlıyordu Tiraje Hanımın elindeki cihazın ne işe yaradığını. Duvarları değil tabloları tarıyormuş o gece. Peki ama ne vardı bu tablolarda? Şimdi Merkezde kendisini bekleyen hocasına ne diyecekti? Bunlara cevap ararken sesler duymaya başlamıştı koridorda. Şimdi iyice kapana kısılmıştı. Kendinden bahsettiklerini duymuştu ve sesler üst kata yani Kod 56’nın dairesine doğru uzaklaşıyordu. Onlar yukarı çıktıklarında Kod 56 kendini daireden dışarı tıp aşağı inmeye başlamıştı. Kadın bu sefer de Kod 56’nın dairesini anahtarla açıyordu. Kod 56 aşağı indiğinde sokak kapısının kilitlenmiş olduğunu fark etti. Ne yukarı çıkabiliyordu ne de dışarı. Apartmanda aklında bir dolu soruyla kalakalmıştı. Yaşlı çiftin aşağı indiğini fark ettiğinde merdiven boşluğuna saklandı hemen. Yaşlı çift kadının dairesine girerken bir şeyler konuşmuşlardı ancak Kod 56 hiçbir şey anlamamıştı. Konuştukları dil bildiği hiçbir dile benzemiyordu. Yaşanan bu gelişmeleri acilen Merkeze bildirmesi gerekiyordu ama yerinden kımıldayamadan bunu nasıl yapacaktı bilemiyordu. Bu yaşlı çiftin telefonları da kesmiş olabileceklerinden şüpheleniyordu. Merdiven boşluğundan çıkmaya karar verdiğinde tişörtünün bir şeye takıldığını fark etti. Boşluktan çıkıp takıldığı şeyi görmek istediğinde tuhaf bir çıkıntı fark etmişti. Sanki bir kapı koluna benziyordu. Ancak şimdi onunla vakit kaybetmek istemiyordu. Dairesine çıkmaya karar verdi. İçeri girdiğinde bütün eşyalarının yerinde durduğunu gördü. Duş alıp tekrar çıkmaya hazırlandığında merdiven boşluğunda gördüğü kapağa bakması gerektiğini, orada bir şeyler olduğunu düşünmüştü. Tekrar aşağı indiğinde kapağın kolayca açılmayacağını fark etti. Bir mekanizmaya ihtiyacı vardı. Bunu nasıl yapacağını düşünürken bu sefer de duvarda diğerlerinden daha çıkık bir taş fark etti. Taşı yerinden çıkardı ve onun da altında bir kulp gördü. Kulpu hareket ettirmeye başladığında yerdeki kapağın hareket ettiğini gördü. Gördüklerine inanamıyordu. Apartmanın altında gizli bir bölüm vardı. Ama bu da neyin nesiydi? Merkezdeki genç adamın anlattıklarını bir bir yaşıyordu sanki Kod 56. Açılan kapaktan sarkıp içeri baktığında aradığı şeyi görmüştü masanın üstünde. Onu görür görmez içeri girmişti. Bu sefer şansı yaver gitmişti. Kapak kapanmadan ve kimselere yakalanmadan almıştı istediği şeyi. Çerçeveyi incelemeye başladı. Ve haklı olduğunu da gördü. Çerçevenin içinden bir sürü dosya çıkmıştı. Onları alıp hemen odasına çıktı. Merkeze gitmek için bu sefer çatıları kullanmıştı Kod 56. Merkeze gittiğinde her şey bıraktığı gibiydi. Genç adam anlatıyor diğerleri dinliyordu.

Malikanede ise konuşmalar aynı hızla devam ediyordu. Algan her geçen an birçok sırra vakıf oluyordu. Konuştukları konuları daha da detaylandırarak, örnekler vererek anlatıyordu profesör. Algan nasıl bir dünyada yaşadıklarına inanamıyordu. Bu arada nihayet beklenen misafir gelmişti. Profesör Anguis bozuk Türkçesiyle dikkatini çekmişti Algan’ın. Yaşça daha büyüktü Prof. Utkan’dan. Oldukça babacan birine benziyordu. Algan Anguis’le sohbet ederken gene bir atak geçirmişti. Kendine geldiğinde bütün gözler üstündeydi. Biraz kendini toparladıktan sonra sohbete devam etmeye başladılar. Konuşmalar iyice renklenmişti Prof. Anguis’in gelişiyle. Konular gittikçe derinleştikçe Algan’ın şaşkınlığı ve merakı artıyordu. Bir yandan öğrenmek istiyordu bir yandan da korkuyordu öğreneceklerinden. Algan ilk defa kendini huzurlu hissediyordu. Hepsinin samimiyeti gerçekten de görülmeye değerdi. Konuşmalara biraz ara vermek ve dinlenmek istemişlerdi hep birlikte. Profesör Algan’a banyoyu hazırlatmıştı özel bir esansla birlikte. Algan’a çok iyi gelmişti bu banyo merasimi. Kendini inanılmaz rahatlamış hissediyordu. Uzun süren banyo merasiminden sonra odasına gidip yatmaya karar vermişti. Tam uykuya dalmıştı ki dışarıdan gelen sesleri duydu. Kapısı kırılacak gibi çalıyordu. Tam kapıya gittiği sırada sesler aniden kesilmişti. Seslendi ama kimsecikler yoktu. Neler olduğunu anlamak için çıkmıştı odasından, hatta evden. Kendine geldiğinde bahçenin uzak bir köşesindeydi. Profesörün seslenmesiyle çıkmıştı bu garip rüyadan. Yaşadıkları gerçekten çok garipti. Ona göre gündüzdü ve güneş tepedeydi, yağmur yağmıştı. Oysaki geceydi ve yağmur yağmamıştı. Yaşadığı bu gelgitlerden çok sıkılmış, yorgun düşmüştü. Hep birlikte bu olanları anlamlandırmaya çalışıyorlardı.

Merkezdeki herkes Kod 56’nın apartmanda yaşadıkları ve bulduklarıyla genç araştırmacının anlattıkları arasındaki bağlantılar karşısında şaşkınlık içindeydi. En çok da genç araştırmacı ilgileniyordu apartmandaki tünelle. Acilen bir ekip kurulmasına ve tünelin araştırılmasına karar verildi. Merkezin en iyi kodlarından bir ekip oluşturuldu. Genç araştırmacı da bu ekibin içinde yer almak istiyordu ancak Merkez onun hayatını riske atmak istemediği için teklifini olumlu karşılamamışlardı. Ancak Kod 56’nın ve hocasının ısrarıyla o da dahil edilmişti ekibe. Ekip derhal yola çıkmak üzere hazırlıklara başlamıştı. Apartmandakiler ve sokaktakiler hakkında tek tek raporlar geliyordu. Kadının kocasıyla özel olarak evlendirildiği de yazıyordu bu raporlarda. Bütün raporlardan sonra Algan Alatlı’nın Merkez için neden bu kadar önemli olduğu daha net anlaşılıyordu. Algan Toker Apartmanındaki bu esrarengiz olayları ve insanları araştırıyordu ve araştırmanın sonuca yaklaşmıştı. Ancak bütün bunları onu sağ salim bulabilirsek öğrenebilecektik.  Hazırlıklar bitmek üzereydi. Sokaktaki marketin de işin içinde olduğu düşünülerek apartmana giriş planı yapılıyordu. En ufak bir hata bütün planı altüst edebilirdi. Apartmandakiler bir süreliğine uyku moduna alınacaktı. Bütün ekip heyecanla içeri giriş emrinin verilmesini bekliyordu.

Malikanede ise Algan kendi kendini sorgulamaya da başlamıştı tüm olanları sorgulamayla birlikte. Seçilmiş biri olarak neden bu kadar zaman bekletildiğini ve bu kadar sıkıntı yaşatıldığını anlayamıyordu bir türlü. Aklı o kadar karışmıştı ki düşünmekten çok sevdiği uykuya bile hasret kalmıştı. Bütün öğrendikleri ve yaşadıkları karşısında bedeni çok yorgun düşmüştü ve gene baygınlık geçirmişti.

Bütün hazırlıklar bitmiş apartmana girme zamanı gelmişti. Bekledikleri işaret gelmişti sonunda. Bütün Kodlar bilmedikleri bir yolculuk için apartmana girmişlerdi…

Aslınur Bakan

Reklamlar

Özet II” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s